![]()
![]()
Keşke değiştirebilseydim ama biliyorum inatçı bir keçi hayat hep böyle kalacak. Bir fincan kahveyle bir damla gözyaşının arasına tıkılıp tıkanacak. Hep dünya işleri.... Ben ne kadar istesemde değişemem artık. Gökyüzüne yeni renkler veremem turuncunun ona çok yakışacağını bilsemde. Boş işlerden sorumlu devlet bakanı karakterim engel olamıyorum. Hala sakin bir şarkının güzelleştiremeyeceği bir gün yok benim için. Derin bir nefes al ve senin dışında dursun herşey. Fazla düşünenlerin düşü kravat takılmış bir ömür. Yanıtsız sorular kadar uzak bana. Dünya işleri işte.... Derin bir nefes al..... Sonsuzluğa bıraktığım kelimeler tarafından maddeye dökülmüş bu an, benim bir zamanlar dünyada olduğumun tek ispatı olarak kalacaktır. İlker bir zamanlar buradaydı. Kendi bildiği gibi gördü, sadece istediklerini duydu ve söyleyebileceklerinin çok azını anlattı. En güzel hikayesini hep kendine saklardı. Masallara inanır ama masa başlarında yer tutamazdı. Bir nefes alıp vermek kadar kısa bir zaman için gelmişti. Alacak başka bir nefes kalmadığında gidecek. İlker bir zamanlar burdaydı. Gerisi hep dünya işleri.......
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kendi adlarını bile çıkar benzeri isimlerden türetmiş , gereksiz kuralların yazılı olmayan bir oyun gibi oynandığı ve her hamlende seni dibe çekmeye hazır anlamsız bir dünyada yaşıyoruz. Öyleyse herhangi bir anlama ihtiyacım yok..... Hiç kimse gibi olmak , görünmek yada benzer istemlere sahip olmak zorunda değilim. Aleyhime delil olarak kullanılabilecek herşeyi arkamda bırakarak saçmalayabilme hakkımı kullanıyorum. Çünkü sıkıldım......... Manik depresif bir rüzgara kapılmayı seçiyorum. Ansızın gökyüzüne taşıdığı gibi birden yerin yedi kat dibine kadar beni çekebilsin diye. Sırf beklediği yanıtları alamadıkları için üzdüğüm insanlardan af dilemekten sıkıldım. Soru sormaktan vazgeçmelerini tavsiye ederim. Beni koydukları resimde sırıtmaktansa karakalem bir müsvettede asılı kalmayı yeğlerim. Yazılmış olan yada yazılacak herhangi bir hikayenin kahramanı değilim. Ne kadar aksi ispat edilmeye çalışılsada hayat bizlere sadece vermek istediği kadarını verir. Ne eksik nede fazla, herşey olacağı kadarına varır. Ve her olmuş meyve tadı çıkarılmadığı sürece er yada geç çürüyecektir. İşte sırf bu yüzden...
BOŞVERMEK BOŞ İNSAN OLMAK DEMEK DEĞİLDİR.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bir insan öldüğünde değeri arkasından dökülen gözyaşları kadardır. Benim cenazemde tek bir damla bile yoktu! Kasvetli bir çarşamba günü gömüldüm. Yaşarken göz ardı ettiğiniz nice ayrıntı nedense önemli oluyor öldüğünüzde. Belki kendi cesedini görmek insanı alıngan yapıyordur emin değilim. Saat tam 12:48' di, yağmur bulutları sanki bişeylere içerlemiş de birazdan patlamaya hazırlanacakmışcasına toplanmış, rüzgarsa kuzeydoğudan umursamaz bir yolcu misali hafif bir karayel'e dönmüştü. Son yolculuğum yalnızca 12 dakika sürdü. 29 yıllık hayatımı 12 dakikada toprağa gömdüler! Mezar taşım belliki gelişi güzel hazırlanmıştı hiç beğenmedim. Bana kalsa üzerine biraz daha dramatik birşeyler yazardım. Ama kimse bana danışmamıştı ölmek üzereyken. Nedense "canın yanıyor mu? yiyecek bir şey istermisin?yastığın rahat mı?" gibi aptalca şeyleri öğrenmek isterler ama asla mezar taşını nasıl istediğini sormazlar insana. Yinede aşırı tepki göstermemek lazım kim bilebilirdi ki henüz 29 yaşımda ölüp gideceğimi. Haberim olsaydı en azından hazırlık yapabilirdim. Belki daha iyi davranırdım insanlara yada en azından denerdim. Çoğu için anlaşılmazı zor bir ukala olarak göründüğümü hep biliyordum. Ama planım bu izlenimi 40'ımdan sonra değiştirmekti. Nazik ve anlayışlı biri olmayı planlıyordum. Aşık olmak içinse galiba seni beklemiştim. Karşıma dikildiğin ilk günden beri sana fena halde aşığım. Kibirli bir pislik olduğumdan sana hiç belli etmedim. Çoğu zaman bir kaşık suda boğulmam için dua ettiğini biliyorum, ama kavga ederken bile sana aşıktım. Bazen olmadık zamanlarda gelir ağzına geleni sayar ve dönüp arkanı giderdin. Bense çarpıp kapattığın kapıya saniyelerce bakakalır ama bir kez olsun açıp peşinden gelmeyi akıl etmezdim. Sahi nereye giderdin? Ama mutlaka bir neden bulur geri dönerdin. En çok güldüğün zamanları özleyeceğim. Sanki güneşi yutmuşsun da dünya mecburen dudaklarının etrafında dönmeye başlamış gibi olurdu. Çok sesli güler, çok sesli konuşur ve kulaklarımı sağır edecekmiş gibi susardın. Konuşmayı bıraktığın nadir zamanlarda bazen gözlerin uzaklara dalar ve dünya üzerinde hiçkimsenin bilmediği bir sırra sahipmişsin gibi hınzır bir kıvrım belirirdi ağzında. Her şey için bir planın vardı. Görmediğin ülkeleri anlatırdın. Olmak istediğin yerleri anlatırdın bende dinlemezmiş gibi yapardım. Daha önce onlarca kez okuduğum kitapları bana yeniden önerirdin ne kadar sinir olsamda belli etmezdim. Biliyorum bunu söylemek için biraz geç kaldım ama ben sana hep aşıktım. Şimdi biliyorum ki söylenmemiş sözlerde seninle beraber geliyor öldüğünde. Şu an yanımda sana anlatılmamış bir dolu hikaye taşıyorum. Doğum günüme geldiğinde ne kadar sevindiğimi, aldığın hediyeyi sürekli yanımda taşıdığımı ve haberin olmadan bir resmini çaldığımı hiç öğrenemeyeceksin. İnsanlar sadece oldukları kadar yaşarlarmış daha ötesi yok. Değiştiremeyeceğim şeyler için pişman değilim. Bir süre sonra silinmiş bir isim olarak kalacağım hafızalarda. İnsanlar öldüklerinde geride kalanların üzerine yaşattıkları güzel şeyler kadar gölgeleri düşermiş. Benim gölgem yalnız senin üzerinde kalsın, acımasız bir güneş yakmasın tenini. İyi ve yaşanmış bir hayatın olsun. Gülümsemekten sakın vazgeçme. Sıkışıp kalmış bir hayalet olmayı becerebilirsem huysuz bir ihtiyar olmanı seyrediyor olacağım. Nasılsa hayat aynı durağa varan bir yolculuk değilmi? Belki yolun sonunda yeniden karşılaşırız. Ve belki kimbilir? .......
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı